<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Buzzul Magazine &#187; Sağlık</title>
	<link>http://www.buzzul.com</link>
	<description>Buzzul; müzik, magazin, spor, kültür-sanat ve daha pek çok konuda en güncel içeriğe ulaşabileceğiniz haber alma servisidir.</description>
	<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 15:17:54 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Kivi Mucizesi</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/12/02/kivi-mucizesi/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/12/02/kivi-mucizesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 13:29:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>

		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[bakım]]></category>

		<category><![CDATA[cilt]]></category>

		<category><![CDATA[kivi]]></category>

		<category><![CDATA[mucize]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/12/02/kivi-mucizesi/</guid>
		<description><![CDATA[
Bakterileri öldürüyor, ölü deri tabakasını temizliyor, cildi canlandırıyor… Bunun adı mucize!
Kış aylarının ekşi meyvesi kivi cilt bakımında oldukça etkili. Kivi içinde bulunana vitaminler sayesinde cilt üzerindeki ölü deriyi temizliyor,cildi canlandırıyor.
Vitaminler besler
C vitamini bakımından en zengin meyvelerden biri kividir. C Vitamini ise kolajenin en iyi besinlerinden biridir. Ayrıca kivi, bir miktar B vitamini ve zengin minerallerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/12/kivimucizesi.jpg" alt="kivimucizesi.jpg" class="imageframe" height="248" width="248" /></p>
<p><strong>Bakterileri öldürüyor, ölü deri tabakasını temizliyor, cildi canlandırıyor… Bunun adı mucize!</strong></p>
<p>Kış aylarının ekşi meyvesi kivi cilt bakımında oldukça etkili. Kivi içinde bulunana vitaminler sayesinde cilt üzerindeki ölü deriyi temizliyor,cildi canlandırıyor.</p>
<p>Vitaminler besler</p>
<p>C vitamini bakımından en zengin meyvelerden biri kividir. C Vitamini ise kolajenin en iyi besinlerinden biridir. Ayrıca kivi, bir miktar B vitamini ve zengin minerallerle doludur. Örneğin kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi. Tümü de cildimize yararlıdır.</p>
<p>Maskenizi kendiniz hazırlayın…</p>
<p>Dilimlenmiş kivi halkaları</p>
<p>Fazla olgunlaşmamış bir kivinin kabuklarını bir zar gibi soyun, sonra keskin bir bıçakla, mümkün olduğu kadar ince dilimlere ayırın. Ardından rahatça uzanıp, hatta bir de müzik eşliğinde bu halkaları yüzünüze yerleştirin. Cilt tipinize bağlı olarak 5-15 dakika kadar bu şekilde dinlenin.</p>
<p>Kivi suyu ile kompres</p>
<p>Kiviyi önce presle veya blender ile sıvı hale getirin. Sonra steril bir sargı bezini hazırladığınız kivi suyuna batırarak, yüzünüze kompres yapın. Bu işlemi 10 dakika kadar sürdürebilirsiniz.</p>
<p>Kivi suyu + kil</p>
<p>Kivi suyuna bir miktar kil ilave edip, temiz ve küçük bir tahta kaşıkla krem kıvamına getirin. Bu karışımı maske şeklinde yüzünüze sürün. Sırt üstü uzanıp veya koltuğa yaslanıp 10 dakika dinlenin. Bu maske özellikle yağlı ve sivilceli ciltler için çok yararlıdır.</p>
<p>Her cilt özeldir</p>
<p>Herkesin cildinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin vitamin ve mineralleri emebilme kapasitesi aynı değildir. Kalın ve yağlı ciltlerde emilim daha zordur ve ölü tabakalar daha fazladır. Bu nedenle daha güçlü ürünlere ihtiyaç duyarlar. Kişinin yaşı da önemlidir. Zamanla cildin emme gücü azalır. Dolayısıyla ya daha güçlü ürünler seçmek ya da kullanma sıklığını artırmak gerekir.</p>
<p>Kalın ve yağlı cilt</p>
<p>Cildiniz kalın ve yağlı ise, kivi maskeleri sizin için idealdir. Cildinizdeki gözenekleri sıkıştırır ve yağlanmayı dengeler. Mümkünse olgunlaşmamış kivi kullanmaya çalışın. Haftada iki kere 15 dakikalık maske uygulayabilirsiniz. Eğer sivilceleriniz varsa, killi maskeyi tercih edin.</p>
<p>Yağlı ve ince ciltler</p>
<p>Bu tip ciltler kadınlara özgüdür. Erkeklerin cildi genelde daha yağlı ve kalındır. Ne yazık ki ince ciltler kolayca sarkabilir. Kivi maskesi bu tip cilt için çok uygundur. Bol miktarda C vitamini sayesinde kolajen sentezi artar ve cilt gerilir. Haftada 2 kez 5&#8242;er dakikalık maskeler sizin için yeterlidir.</p>
<p>İnce ve kuru cilt</p>
<p>En hassas cilt tipidir. Şevkat ve bakıma ihtiyacı çoktur. Kivinin özellikle kabuk kısmındaki C vitamini bu tip ciltlerin yenilenmesine yardımcı olur. Haftada iki kez uygulayabilirsiniz. Cildin tahriş olmaması için maskeyi 5 dakikadan fazla tutmayın.</p>
<p>Normal cilt</p>
<p>Kivi maskesi bu tip ciltleri daha da berraklaştırır ve rengini açar. Maske için önereceğim sıklık ve süre, haftada 2 kez, 10 dakikadır.</p>
<p>Hürriyet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/12/02/kivi-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Sil Baştan&#8217;Filmi Gerçek mi Oluyor?</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/10/27/sil-bastanfilmi-gercek-mi-oluyor/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/10/27/sil-bastanfilmi-gercek-mi-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2008 15:23:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[eternal sunshine of the spotless mind]]></category>

		<category><![CDATA[sil baştan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/10/27/sil-bastanfilmi-gercek-mi-oluyor/</guid>
		<description><![CDATA[
Bilim adamları, farelerin beyinlerindeki seçilmiş anıları, diğer hafıza bölümlerine ve beyne zarar vermeden silmenin yolunu buldu.
Georgia Tıp Fakültesinde nörobiyolog olan Joe Tsien liderliğinde yapılan araştırmada, beyindeki önemli protein seviyeleriyle oynayan bilim adamları, seçilmiş belirgin bazı anıları silmeyi başardı.
Neuron (Nöron) adlı dergide sonuçları yayınlanan araştırmanın, savaş travmaları gibi insanların ruh sağlığını bozan anıların silinmesi konusunda yön [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/10/eternalsunshine.jpg" alt="eternalsunshine.jpg" class="imageframe" height="316" width="470" /></p>
<p><strong>Bilim adamları, farelerin beyinlerindeki seçilmiş anıları, diğer hafıza bölümlerine ve beyne zarar vermeden silmenin yolunu buldu.</strong></p>
<p>Georgia Tıp Fakültesinde nörobiyolog olan Joe Tsien liderliğinde yapılan araştırmada, beyindeki önemli protein seviyeleriyle oynayan bilim adamları, seçilmiş belirgin bazı anıları silmeyi başardı.</p>
<p>Neuron (Nöron) adlı dergide sonuçları yayınlanan araştırmanın, savaş travmaları gibi insanların ruh sağlığını bozan anıların silinmesi konusunda yön verici olabileceği belirtiliyor.</p>
<p>Farelerdeki araştırma, öğrenme ve anılarla ilgili olan alpha-CaMKII adlı bir proteine odaklandı. Bilim adamları, genetik olarak müdahale edilmiş farelerin beyinlerindeki alpha-CaMKII proteini seviyeleriyle oynayarak, uzun dönemli ve kısa dönemli hafızaya müdahale etmeyi amaçladı.</p>
<p>Bu süreç sonunda bilim adamları, farelerin başka şeyleri unutmadan, &#8220;elektrik şoku&#8221; gibi &#8220;seçili&#8221; anılarını silmeyi başardı.</p>
<p>Joe Tsien, bu yöntemin insanlarda da aynı etkiyi göstereceği konusunda şüpheli olduğunu ve bir insanın anılarını silmenin doğru olmayabileceğini kaydetti.</p>
<p>Tsien, acı verici olanlar da dahil bütün anıların bir amacının olduğunu, bunların hepsinden insanın büyük dersler aldığını ve deneyim edindiğini söyledi. Tsien, anılar sayesinde aynı hataların tekrarlanmadığını ve anıların ilerleyen hayata uyum sağlamaya yardımcı olduklarını belirtti.</p>
<p>İnsan beyninin fare beynine oranla çok daha karmaşık ve farklı olduğunu, bu nedenle yöntemi insanlarda uygulamanın mümkün olmadığını düşündüğünü söyleyen Tsien, yine de &#8220;eğer bunun olduğunu görürse çok da şaşırmayacağını&#8221; ekledi.</p>
<p>2004 yılında yapılan &#8220;Eternal Sunshine of the Spotless Mind&#8221; (Sil Baştan) filmi, iki sevgilinin, ayrıldıktan sonra çektikleri acıya dayanamayıp birbirleriyle ilgili anılarını &#8220;sildirmelerini&#8221; konu alıyordu.</p>
<p>Filmle ilgili görüşü sorulan Tsien, kötü bir ilişkiyi ya da o insanla ilgili anıları silmenin, kimse için çözüm olmayacağını söyledi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/10/27/sil-bastanfilmi-gercek-mi-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Hastalık Kariyere Bile Darbe Vuruyor</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/09/25/bu-hastalik-kariyere-bile-darbe-vuruyor/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/09/25/bu-hastalik-kariyere-bile-darbe-vuruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 10:15:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[aşırı terleme]]></category>

		<category><![CDATA[botoks]]></category>

		<category><![CDATA[botox]]></category>

		<category><![CDATA[dermatoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/09/25/bu-hastalik-kariyere-bile-darbe-vuruyor/</guid>
		<description><![CDATA[
Özel hayattan kariyere, arkadaşlıktan duygusal ilişkiye kadar birçok soruna neden olabilen terlemeye karşı en ideal çözümün botoks olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, ekliyor: Hiperhidroz yani aşırı terlemenin en ideal tedavi seçeneği olan botoks, ter bezlerinde sinir iletisini bloke ederek sorunu çözüyor
Oturduğu yerde sırılsıklam terleyenler, her türlü önlemi almasına rağmen ter kokusuna engel olamayanlar; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/09/asiriterleme.jpg" alt="asiriterleme.jpg" class="imageframe" height="263" width="215" /></p>
<p><strong>Özel hayattan kariyere, arkadaşlıktan duygusal ilişkiye kadar birçok soruna neden olabilen terlemeye karşı en ideal çözümün botoks olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, ekliyor: Hiperhidroz yani aşırı terlemenin en ideal tedavi seçeneği olan botoks, ter bezlerinde sinir iletisini bloke ederek sorunu çözüyor</strong></p>
<p>Oturduğu yerde sırılsıklam terleyenler, her türlü önlemi almasına rağmen ter kokusuna engel olamayanlar; gerek iş, gerek özel hayatında birçok sıkıntı yaşayabiliyor. Deodorantlara, sık sık alınan duşlara ve hatta yaptırılan cerrahi işlemlere rağmen bir türlü baş edilemeyen terlemeye karşı en ideal çözümün botoks olduğunu belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar; aşırı terleme ile ilgili bilgiler verdi:</p>
<p>Aşırı terleme nedir?</p>
<p>Fiziksel ve psikolojik sorunlara neden olabilen hiperhidroz yani aşırı terleme, nüfusun yüzde 1’ini etkiliyor. Aşırı terleme, vücudun her yerinde bulunan etkin ter bezlerinin aşırı çalışmasına bağlı olarak ortaya çıkıyor. Bu bezler yoğun şekilde avuç içlerinde, ayak tabanında ve koltuk altında gruplar halinde bulunuyor. Hiperhidrozlu hastalar ter yüzünden dakikalarla ifade edilecek kadar kısa süreler içinde sırılsıklam olurlar. Hastalar bu ıslaklıkla başa çıkabilmek için koltuk altlarına sıvı emici kumaşlar ve petler kullanır ya da sık sık kıyafet değiştirirler.</p>
<p>KARİYERE BİLE DARBE VURUR</p>
<p>Terleme hayatı nasıl etkiler?</p>
<p>Aşırı terleme hiperhidrozun, ‘fokal hiperhidroz’ denilen bir terleme biçimi de vardır. Fokal hiperhidroz; vücudun belirli bölümlerinin daha fazla etkilenmiş olduğu durumlar için kullanılır. Buna ‘bölgesel terleme’ de diyebiliriz. Fokal hiperhidroz, hem özel yaşamda hem de profesyonel iş yaşamında ciddi sosyal problemlere yol açar.  Aşırı terleme; dostlukların ve duygusal ilişkilerin zedelenmesine, özgüven kaybına, kariyerin darbe almasına ve hatta depresyona bile neden olabilir. Yoğun ter, deride yer yer yapısal değişikliklere ve mantar enfeksiyonlarına yol açabilir. Sonuç olarak hiperhidroz belirtileri, ciddi duygusal ve sosyal problemlere yol açabilir.</p>
<p>Tedavi seçenekleri nelerdir?</p>
<p>•    Deodorantlar (topikal antiperspirant metal tuzları): Etkili olabilir ancak sık sık uygulama gerektirir ve deri imitasyonuna neden olabilir.<br />
•    Sistemik antikolinerjik ilaçlar: Bazı hastalarda işe yarayabilir. Ancak ağız kuruluğu, kabızlık ve görme bulanıklığı gibi yan etkilerinden dolayı kullanımı sınırlıdır.<br />
•    İyontoforez: Etkisi geçicidir ve haftada iki kere veya daha fazla tekrarlanmalıdır. Deride duyarlılığa neden olabilir. Koltuk altı için kullanımı pratik değildir.<br />
•    Cerrahi: Koltuk altı aşırı terlemesi için bir tedavi seçeneğidir. Ancak deride gözle görülür iz bırakır. Torasik sempatektomi genel anestezi gerektirir ve hastaların yüzde 84’ünde farklı bölgede aşırı terleme ortaya çıkar.<br />
•    Botoks: Ter bezlerinde sinir iletisini etkin biçimde bloke ederek etkisini gösterir. Hastalar yüzde 95’i, uygulamadan sonraki birinci haftada tedaviye yanıt verir. Ortalama tedavi süresi yedi aydır. Hastalar, tekrarlayan uygulamalardan sonra iyileşme süresinin uzadığını ifade ediyor.</p>
<p>YENİDEN SOSYALLEŞİN</p>
<p>Botoks’un terleme tedavileri arasındaki yeri nedir?</p>
<p>‘Hiperhidroz’un botoks ile tedavi edilmesi; kişinin duygusal durumunda, günlük yaşamın birçok alanında ve sosyal aktivitelerde yer alma becerisinde, işyerindeki üretkenliğin artmasında ve hasta memnuniyetinde belirgin katkılar sağlar.</p>
<p>Terlemeye karşı botoks nasıl uygulanıyor?</p>
<p>Botoks; uygulama bölgesine (koltuk altı, avuç içi veya ayak tabanı) oldukça ince iğnelerle deri içerisine enjekte edilir. Uygulama kolay ve zahmetsizdir. Yan etkisi hayli hafiftir. Sadece yüzde 0.7 vakada uygulama bölgesindeki kaslarda hafif güçsüzlük bildirilmiştir. Bu güçsüzlük de geçicidir ve tedavi gerektirmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/09/25/bu-hastalik-kariyere-bile-darbe-vuruyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Botoksa Bağlı 28 Ölüm</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/09/02/botoksa-bagli-28-olum/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/09/02/botoksa-bagli-28-olum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 09:14:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[botoks]]></category>

		<category><![CDATA[botox]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/09/02/botoksa-bagli-28-olum/</guid>
		<description><![CDATA[
Avrupa Tıp Ajansı, botoks sonrası 600 hastanın yan etkiler nedeniyle hastanelik olduğunu 28&#8242;inin öldüğünü açıkladı.
Geçtiğimiz şubat ayında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi&#8217;nin (FDA) botoks tedavisinde kullanılan botulinum toksinlerin ölüm dahil çeşitli yan etkilere yol açabileceği uyarısının ardından benzer bir uyarı Avrupalı yetkililerden geldi&#8230; Londra merkezli Avrupa Tıp Ajansı (EMA) kırışıklık gidermek amacıyla kullanılan botoksun ölüme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/09/botox.jpg" alt="botox.jpg" class="imageframe" height="504" width="468" /></p>
<p><strong>Avrupa Tıp Ajansı, botoks sonrası 600 hastanın yan etkiler nedeniyle hastanelik olduğunu 28&#8242;inin öldüğünü açıkladı.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz şubat ayında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi&#8217;nin (FDA) botoks tedavisinde kullanılan botulinum toksinlerin ölüm dahil çeşitli yan etkilere yol açabileceği uyarısının ardından benzer bir uyarı Avrupalı yetkililerden geldi&#8230; Londra merkezli Avrupa Tıp Ajansı (EMA) kırışıklık gidermek amacıyla kullanılan botoksun ölüme kadar giden yan etkileri olduğunu açıkladı&#8230; Alman Focus dergisi, Almanya Federal İlaç ve Tıbbi Müdahale Enstitüsü&#8217;ne botoksa bağlı 210 başvuru yapıldığını, bu başvuruların 5&#8242;inin ölüm nedeniyle olduğuna dikkat çekti. EMA da geçen yıl botoks kullanımı sonrası 600 hastanın yan etkiler nedeniyle hastaneye kaldırıldığını ve 28 vakanın ölümle sonuçlandığını kaydetti&#8230;</p>
<p>Kırışıkların giderilmesi başta olmak üzere birçok farklı tıbbi amaç için kullanılan botoksa bağlı bu sağlık sorunlarının kaçının doğrudan kozmetik kullanım sonrası yaşandığı ise belirtilmedi. Ancak FDA&#8217;nın ardından Avrupalı yetkililerin de benzer uyarıda bulunması tıp dünyasında özellikle de potansiyel müşterilerde büyük etki yarattı. FDA, botoks tedavisinde kullanılan toksinlerin yanlış bölgeye ya da yanlış dozda enjekte edilmesi halinde nefes alma güçlüğü, hatta ölüme yol açabilecek yan etkilerinin görüldüğünü açıklamıştı. Botulinum toksinleri göz kapaklarının kasılmasının tedavisinden, yüz hatlarının yumuşatılmasına kadar bir çok alanda kullanılıyor. FDA, toksinlerden kaynaklanan ölüm vakalarının şu ana dek sadece spastik çocukların ayaklarında kullanıldığında ortaya çıktığını açıklamıştı. Botulinum toksini çürüyen yemeklerde bulunan doğal bir zehir ve siyanürden 40 milyon kat daha kuvvetli&#8230;</p>
<p>Sabah</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/09/02/botoksa-bagli-28-olum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet Kullanıcılarının Yüzde 80&#8242;i Hasta</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/09/01/internet-kullanicilarinin-yuzde-80i-hasta/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/09/01/internet-kullanicilarinin-yuzde-80i-hasta/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2008 08:06:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[hastalık]]></category>

		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/09/01/internet-kullanicilarinin-yuzde-80i-hasta/</guid>
		<description><![CDATA[
Kronik rahatsızlığı olanların oranı da yüzde 75&#8230;
ABD&#8217;de yapılan araştırmalar, internet kullanıcılarının yaklaşık yüzde 80&#8242;iyle yetişkinlerin yüzde 66&#8217;sının aynı zamanda sağlık sorunları konusunda internete danışan e-hastalar olduğunu ortaya koydu.PEW İnternet ve American Life Projesinin yaptığı araştırma, internet kullanıcılarının yüzde 75 ila yüzde 80&#8242;inin sağlık sorunları yaşadıklarında teşhis ve tedavi konusunda bilgi edinmek için internete başvurduğunu gösterdi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/09/internethasta.jpg" alt="internethasta.jpg" class="imageframe" height="310" width="467" /></p>
<p><strong>Kronik rahatsızlığı olanların oranı da yüzde 75&#8230;</strong></p>
<p>ABD&#8217;de yapılan araştırmalar, internet kullanıcılarının yaklaşık yüzde 80&#8242;iyle yetişkinlerin yüzde 66&#8217;sının aynı zamanda sağlık sorunları konusunda internete danışan e-hastalar olduğunu ortaya koydu.PEW İnternet ve American Life Projesinin yaptığı araştırma, internet kullanıcılarının yüzde 75 ila yüzde 80&#8242;inin sağlık sorunları yaşadıklarında teşhis ve tedavi konusunda bilgi edinmek için internete başvurduğunu gösterdi. Geçtiğimiz günlerde Harris İnteractive&#8217;in aynı konuda yaptığı araştırma da yetişkinlerin yüzde 66&#8217;sının ve internet kullanıcılarının yüzde 81&#8242;inin e-hasta olduğunu ortaya çıkardı.Araştırmalar belirli bir sağlık sorunu ya da kronik bir hastalığı olan kullanıcıların bu yönteme daha fazla başvurduğuna işaret ediyor. Kronik rahatsızlığı olan e-hastaların yüzde 75&#8242;i hastalık ve tedavi yöntemleri konusunda internetten edindikleri bilgilerin etkili olduğunu belirtiyor. Bu oran tüm e-hastalar genelinde ise yüzde 55.Yakın dönemde bir hastalık geçiren ya da hastalığı yeni teşhis edilen kullanıcıların yüzde 59&#8242;u internetin, doktorlarına soracakları sorular ve ikinci bir fikir almak açısından işlerini kolaylaştırdığının altını çiziyor.Araştırmaların ortaya koyduğu diğer bir veri, Amerikalılar için internetten bilgi edinmenin artık bir alışkanlık haline geldiği. İnternet ortamında sağlığa ilişkin yanlış bilgilendirme olabileceği çekincesini dile getiren Amerikalılar, yine de sağlık sorunları konusunda internete danışmanın yararlı olduğunda hem fikir. Araştırmaya katılanların sadece yüzde 3&#8242;ü kendilerinin ya da yakınlarının internet yoluyla edindikleri bilgi ya da tavsiyelerden zarar gördüklerini belirtti.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/09/01/internet-kullanicilarinin-yuzde-80i-hasta/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Beyaz Tenliler Dikkat!</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/08/18/beyaz-tenliler-dikkat/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/08/18/beyaz-tenliler-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 16:41:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[beyaz ten]]></category>

		<category><![CDATA[ultraviyole]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/08/18/beyaz-tenliler-dikkat/</guid>
		<description><![CDATA[
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, açık, beyaz bir ten ile cildinde 50&#8242;nin üzerinde ben bulunanların güneşe fazla maruz kalmasının ölümcül olabileceğini bildirdi.
Çetinkale, yaptığı yazılı açıklamada, ozon tabakasının incelerek &#8221;ultraviyole B ışınlarının&#8221; yeryüzüne daha çok düşmesinin, dünyanın en ölümcül deri kanserini tırmanışa geçirdiğini belirterek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/08/white-skin.jpg" alt="white-skin.jpg" class="imageframe" width="396" height="297" /></p>
<p><strong>İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, açık, beyaz bir ten ile cildinde 50&#8242;nin üzerinde ben bulunanların güneşe fazla maruz kalmasının ölümcül olabileceğini bildirdi.</strong></p>
<p>Çetinkale, yaptığı yazılı açıklamada, ozon tabakasının incelerek &#8221;ultraviyole B ışınlarının&#8221; yeryüzüne daha çok düşmesinin, dünyanın en ölümcül deri kanserini tırmanışa geçirdiğini belirterek, son yıllarda hızlı bir artış gösteren ve en yaygın kanserler arasında yedinci sıraya yerleşen &#8221;malign melanoma&#8221;nın beyaz tenli yaklaşık her 65 kişiden birini tehdit ettiğini kaydetti.</p>
<p>&#8221;Açık, beyaz bir ten ve çok bene (50 ve üzeri) sahip olanların güneşe fazla maruz kalması ölümcül olabilir&#8221; uyarısında bulunan Çetinkala, benlerin hepsinde kanser riski olmadığının altını çizdi.</p>
<p>Çetinkale, özellikle sonradan ortaya çıkarak hızla büyüyen, doğumdan itibaren bulunan büyük benlerin kanser olma tehlikesinin daha çok olduğunu, ayrıca el ayası, ayak tabanı, genital bölgede bulunan veya devamlı tahriş olan, özellikle erkeklerde sakal tıraşı alanına yerleşen benlerin de kanserleşme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu vurguladı.</p>
<p>Ultraviyole ışınlarının yoğun olduğu bölgelerde, özellikle insanların dışarıda çok kalmasının bu kanseri yaygınlaştırdığını ifade eden Çetinkale, &#8221;Mavi göz, açık renk veya kızıl saç, beyaz ve soluk ten, güneşe karşı hassas ve kolayca güneş yanığı olan cilde veya vücudunda muhtelif sayıda çillere sahip olmak, benlerin çok sayıda olması, ergenlik döneminde fazla güneş ışını alımı, yüksek dozda UV B ışınına maruz kalmak, malign melanomanın önemli risk faktörleridir&#8221; bilgisini verdi.</p>
<p>-BENDEKİ DEĞİŞİKLİKLERE DİKKAT-</p>
<p>Değişiklik gösteren benin, en önemli risk faktörü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, benin boyutunda, şeklinde, karakterinde ve renginde değişme, kanama veya kaşıntının başlamasının malign melanom hastalarının yüzde 80&#8242;inde bulunduğuna işaret etti.</p>
<p>Çetinkale, değişen bende (nevüste) görülebilecek belirtileri, &#8221;bende asimetri olması, dış kenarlarının girintili çıkıntılı şekil alması, renginin kısmen veya tamamen siyah, kahverengi, mavi, kırmızıya dönüşmesi veya etrafında beyaz renk değişiklikleri göstermesi, en uzun çapının 6 milimetreden daha fazla olması veya büyümesi, normal cilt seviyesinden kabarması veya yükselmesi, üzerinde yara açılması ve zaman zaman kanaması olarak&#8221; sıraladı.</p>
<p>Bu belirtileri fark eden kişilerin doktora başvurmasını tavsiye eden Çetinkale, şunları belirtti:</p>
<p>&#8221;Bir diğer önemli konu da vücudun arka bölümünde, saçlı deride veya sırtta yerleşim gösteren benlerdeki değişimlerin gözden kaçırılmasıdır. Doğal olarak kişi bunları göremediği için değişiklikleri de izleyemez. Böyle durumlarda yakınlarından yardım alarak bunları izlemek gerekir. Kişiden kişiye değişen potansiyel riskin daha ciddi olduğu durumlarda, gerekirse düzenli aralıklarla vücudun belli bölgelerinin genel resimleri çekilerek kayıt altına alınmalı ve değişiklikler öncekilerle mukayese edilerek izlenmelidir.&#8221;</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/08/18/beyaz-tenliler-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi Hareket Kaç Kalori Yaktırıyor?</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/08/15/hangi-hareket-kac-kalori-yaktiriyor/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/08/15/hangi-hareket-kac-kalori-yaktiriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 06:37:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[kalori]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/08/15/hangi-hareket-kac-kalori-yaktiriyor/</guid>
		<description><![CDATA[
Halı süpürürken, alışveriş yaparken, araba kullanırken ya da ayakta dururken farketmeden kalori kaybettiğinizi biliyor muydunuz? Aşağıdaki kalori cetveli aracılığıyla hangi hareketi yaptığınızda ne kadar kalori harcadığınızı hesaplayabilirsiniz&#8230;
Alış-Veriş Yapmak: 232,5 (1 saat)
Araba Kullanmak: 217,5 (1 saat)
Ayakta Durmak: 101,5 (1 saat)
Bahçe İşleri (Çim Biçmek): 420 (1 saat)
Bahçe İşleri (Çitle Çevirmek): 289 (1 saat)
Bahçe İşleri (Kazmak): 472,5 (1 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/08/kalorii.jpg" alt="kalorii.jpg" class="imageframe" width="400" height="404" /></p>
<p><strong>Halı süpürürken, alışveriş yaparken, araba kullanırken ya da ayakta dururken farketmeden kalori kaybettiğinizi biliyor muydunuz? Aşağıdaki kalori cetveli aracılığıyla hangi hareketi yaptığınızda ne kadar kalori harcadığınızı hesaplayabilirsiniz&#8230;</strong></p>
<p>Alış-Veriş Yapmak: 232,5 (1 saat)</p>
<p>Araba Kullanmak: 217,5 (1 saat)</p>
<p>Ayakta Durmak: 101,5 (1 saat)</p>
<p>Bahçe İşleri (Çim Biçmek): 420 (1 saat)</p>
<p>Bahçe İşleri (Çitle Çevirmek): 289 (1 saat)</p>
<p>Bahçe İşleri (Kazmak): 472,5 (1 saat)</p>
<p>Bahçe İşleri (Tırmıklamak): 202,5 (1 saat)</p>
<p>Basketbol: 517,5 (1 saat)</p>
<p>Bilardo Oynamak: 157,5 (1 saat)</p>
<p>Bisiklet Yarışı: 634 (1 saat)</p>
<p>Bisiklete Binmek: 307,5 (30 dk)</p>
<p>Boks (Antrenman): 517,5 (1 saat)</p>
<p>Boks (Maç): 832,5 (1 saat)</p>
<p>Cam Silmek: 221,5 (1 saat)</p>
<p>Egersiz Bisikleti (20 km/s): 214</p>
<p>Golf Oynamak: 319 (1 saat)</p>
<p>Halı Süpürmek : 169 (1 saat)</p>
<p>İp Atlamak (125 atlama/dak): 664</p>
<p>İp Atlamak (70 atlama/dak): 607,5</p>
<p>İp Atlamak (80 atlama/dak): 615</p>
<p>İskambil Oynamak: 94 (1 saat)</p>
<p>Jimnastik: 247,5 (1 saat)</p>
<p>Ortalığı Toplamak: 232,5</p>
<p>Oturarak Yazmak: 109</p>
<p>Rahatça Uzanmak: 82,5</p>
<p>Step (20 adım/dak): 267,5</p>
<p>Step (40 adım/dak): 535</p>
<p>Step (60 adım/dak): 798</p>
<p>Televizyon Seyretmek: 82,5</p>
<p>Tepe Tırmanışı (10 kg Yükle): 525</p>
<p>Tepe Tırmanışı (20 kg Yükle): 551,5</p>
<p>Tepe Tırmanışı (5 kg Yükle): 484</p>
<p>Tepe Tırmanışı (Yüksüz): 454</p>
<p>Uyumak: 64</p>
<p>Ütü Yapmak: 124</p>
<p>Yemek Pişirmek: 169</p>
<p>Yemek Yemek: 86,5</p>
<p>Yerleri Silmek (Bez İle Ovmak): 409</p>
<p>Yerleri Silmek (Sopalı Bez İle): 232,5</p>
<p>Yürüyüş (Asfalt): 300</p>
<p>Yürüyüş (Çim): 304</p>
<p>Yürüyüş (Hafif Eğim): 307,5</p>
<p>Yüzme (Hızlı Kulaç): 585</p>
<p>Yüzme (Kurbağalama): 607,5</p>
<p>Yüzme (Sırt Üstü): 634</p>
<p>Yüzme (Yavaş Kulaç): 480</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/08/15/hangi-hareket-kac-kalori-yaktiriyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İngiltere,Okullarda Fast-Food&#8217;u Yasakladı</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/08/15/ingiltereokullarda-fast-foodu-yasakladi/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/08/15/ingiltereokullarda-fast-foodu-yasakladi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 06:11:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[fast-food]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/08/15/ingiltereokullarda-fast-foodu-yasakladi/</guid>
		<description><![CDATA[
&#8216;Fast food&#8217;un çocukların zeka gelişimine zarar verdiği anlaşılınca İngiliz okulları bu yiyceklerin okul menülerinde yer almaması için çalışma başlattı.
İngiltere&#8217;de yürütülen bir araştırmaya göre; şekerli ve yağlı atıştırmalıklar çocukların yaramaz olması ve konsantre bozukluğu çekmesine neden oluyor.
Kötü beslenme alışkanlığının üç yaşa kadar olan çocuklara verdiği zarar, okula başladığında ortaya çıkabiliyor.
Yürümeye yeni başlayan çocuklar üzerinde yapılan  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/08/fast-food.jpg" alt="fast-food.jpg" class="imageframe" width="353" height="416" /></p>
<p><strong>&#8216;Fast food&#8217;un çocukların zeka gelişimine zarar verdiği anlaşılınca İngiliz okulları bu yiyceklerin okul menülerinde yer almaması için çalışma başlattı.</strong></p>
<p>İngiltere&#8217;de yürütülen bir araştırmaya göre; şekerli ve yağlı atıştırmalıklar çocukların yaramaz olması ve konsantre bozukluğu çekmesine neden oluyor.<br />
Kötü beslenme alışkanlığının üç yaşa kadar olan çocuklara verdiği zarar, okula başladığında ortaya çıkabiliyor.<br />
Yürümeye yeni başlayan çocuklar üzerinde yapılan  çalışmalarda, beslenme yöntemleri kötü olan çocukların test performansları da kötü oluyor.</p>
<p>Bu bulgular, Londra Üniversitesi Eğitim Enstitüsü&#8217;nün yaptığı ana bir araştırma sonucu ortaya çıktı.</p>
<p>&#8216;Bristol Children&#8217; aile ilişkileri merkezi, 14 bin çocuk üzerinde yaptığı bir araştırma da konuya ışık tutmuş oldu. Buna göre, 3 yaşına kadar fast food yiyeceklerle beslenen çocuklar, 8-10 ayaş arası dönemde gelişim derecelerini tamamlayamıyor. Bristol Üniversitesi beslenme uzmanı Dr. Pauline Emmett, &#8216;Biz fast food yiyeceklerle gelişim arasındaki ilişkiye inanıyoruz. Erken yaşta yenen yiyecekler uzun süre sizi etkileyebiliyor. Çocuklar için erken yaşlarda dengeli beslenmek çok önemli, özellikle eğitim hayatları için&#8230;&#8217; diyor.<br />
Bu araştırmalar gösteriyor ki; geç yaşta beslenme alışkanlıklarını değştirmek eğitim başarısı için yeterli değil.<br />
Şekerlemeler, burgerler ve cipsler çocukların davranışlarında ciddi problemler yaratıyor.</p>
<p>İngiliz Hükümeti, okul menülerini kontrol altında tutabilmek için milyonlar harcıyor. Birçok okul fast food yiyecekleri tamamen yasaklamış durumda.<br />
İngiliz okullarında eğitim hayatına katkı sağlayacağı düşünülen yararlı yiyecekler sunuluyor.</p>
<p>The Sun</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/08/15/ingiltereokullarda-fast-foodu-yasakladi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yatakta Aynı Dili Konuşuyor musunuz?</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/08/10/yatakta-ayni-dili-konusuyor-musunuz/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/08/10/yatakta-ayni-dili-konusuyor-musunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 19:42:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[seks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/08/10/yatakta-ayni-dili-konusuyor-musunuz/</guid>
		<description><![CDATA[
Partnerinizle seks konusunda farklı isteklere ve düşüncelere mi sahipsiniz? Peki aynı noktada nasıl buluşabilirsiniz?
İlişkilerin ve aşkın en önemli yapıştırıcısı olan cinsellik konusu da aynen hayatın diğer bölümleri gibi iki kişinin farklı dünya görüşlerinden ve isteklerinden yapılandırılabiliyor. Peki yatak konusunda partnerimizle nasıl empati kuracağız ve birbirinden farklı istekleri ve zevkleri nasıl harmanlayacağız, işte Cosmotürk&#8217;ün sizlere sunduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/08/seksss.jpg" alt="seksss.jpg" class="imageframe" width="300" height="300" /></p>
<p><strong>Partnerinizle seks konusunda farklı isteklere ve düşüncelere mi sahipsiniz? Peki aynı noktada nasıl buluşabilirsiniz?</strong></p>
<p>İlişkilerin ve aşkın en önemli yapıştırıcısı olan cinsellik konusu da aynen hayatın diğer bölümleri gibi iki kişinin farklı dünya görüşlerinden ve isteklerinden yapılandırılabiliyor. Peki yatak konusunda partnerimizle nasıl empati kuracağız ve birbirinden farklı istekleri ve zevkleri nasıl harmanlayacağız, işte Cosmotürk&#8217;ün sizlere sunduğu çözüm önerileri&#8230;</p>
<p>Örneğin siz haftada 1 ya da 2 defa seks yapmak istiyorsunuz ancak partneriniz 2 haftada bir kez ya da daha uzun süre aralıklarla sizinle olmak istiyor. Yani genel olarak bunun gibi farklı seks istekleriniz var ve bu sizin ya da partnerinizin sekse karşı ilginizi kaybetmenize neden olabiliyor. Burada probleminiz farklı seks istekleri değil zamanla normal anlamda seks yapamamaya kadar gidebilir. Bunun nedeni, eşinizin yeni doğum yapması, birlikte çalışıyorlarsa iş sorunları, yakın birini kaybetme, iş değiştirme gibi farklı stres kaynakları olabilir.</p>
<p>SEKS YAPMANIN STANDARDI VAR MI?</p>
<p>Eğer sizin ilişkinizde de buna benzer sorunlarınız varsa, belki burada yazılanlar size yardımcı olabilir. Çiftlerden sıklıkla duyulan en sık duyulan şikayet sık seks yapma konusunda. İnsan olarak farklılıklarımızı düşündüğünüzde seks tercihlerimizin farklı olması gayet mantıklı gelmeli. Bazı araştırmalarda seks kriterleri ve sayıları verilir. İlişkinizi bunlara göre değerlendiremeyin. Günde sadece 1 kez seks yapmak, hafta da bir seks yapmak, gün aşırı seks yapmak ibi kriterlerin siz memnun oldukça bir önemi yok.</p>
<p>NE KADAR SEKS YAPMAK NORMAL?</p>
<p>Her gün seks yapan ile ayda bir seks yapan çift arasında hiçbir fark yok. İkisi de kendilerine göre otomatikleşmiştir. Önemli olan seksten sonra kendinizi ne kadar iyi hissettiğinizdir. Bazen kişiler gerçekten ihtiyaç duydukları ve sarılmak istedikleri için seks yapmak misterler. Herkesin öpülmeye ve sarılmaya ihtiyacı var. Seskten sonra kendini rahatlamış ve mutlu hisseden birisi daha sık seks yapmak ister.</p>
<p>PARTNERDEN BİRİ İSTEYİP DİĞERİ İSTEMİYORSA..</p>
<p>Eğer partnerlerden biri aşk yapmak diğeri istemezse, diğerinin ne hissettiği ve partnerin neden reddettiğini anlamalısınız. Eğer kadın ya da erkek reddedilmiş hissediyorsa, incinip birbirleri hakkında olumsuz düşüncelere kapılabilirler. Bu sırada &#8220;Seni çok seviyorum ancak seks için doğru zaman olduğunu düşünmüyorum&#8221; derse bu reddetmenin üzücü olmasını engelleyebilir. Partnerinizden size masaj yapmasını ya da size sarılmasını isteyebilirsiniz. Fiziksel temas aranızdaki bağı her zaman güçlendirebilir. Ve &#8220;Aşkım seks için &#8230; zamanı olur mu?&#8221; diye sorabilirsiniz. Çoğu çift biebirlerini anlamaya çalışarak doğru zamanı bulur.</p>
<p>SEKSİN ZAMANI OLUR MU?</p>
<p>Yeni çiftler gün vererek seks yapmaktan zevk alıyorlar. Siz haftada 4 kere seks yapmak istiyorsunuz, partneriniz bir kere yapmak istiyorsa, Çarşamba ve Cumartesi seks yapmak istediğinizi söyleyebilirsiniz. Bu tür özel seçimler rahatlamanızı ve ikiniz üzerindeki baskıyı azaltmanızı sağlayabilir.</p>
<p>PARTNERİNİZ MUTLU MU?</p>
<p>Bazen kendi tatmininizi düşünüp partnerinizin memnuniyetini gözardı ediyor olabilirsiniz. Seks yapma arzunuz çoksa kısa bir birliktelik sizi tatmin etmeyebilir. Daha çok zaman ve dikkatinizi verebileceğiniz bir zaman seçmeniz yararlı olacaktır. Bu tür hassasiyetleri göz önünde bulundurduğunuz halde sorununuz devam ediyorsa, birbirinizi yıpratmadan konunun uzmanına danışmanızı öneririz.</p>
<p>CosmoTürk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/08/10/yatakta-ayni-dili-konusuyor-musunuz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Patlıcan Seks Gücünü Arttırıyor</title>
		<link>http://www.buzzul.com/2008/08/09/patlican-seks-gucunu-arttiriyor/</link>
		<comments>http://www.buzzul.com/2008/08/09/patlican-seks-gucunu-arttiriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2008 17:13:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buzzul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[patlıcan]]></category>

		<category><![CDATA[seks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.buzzul.com/2008/08/09/patlican-seks-gucunu-arttiriyor/</guid>
		<description><![CDATA[
Dr. Ahmet Kuytul&#8217;un yaptığı araştırmaya göre, patlıcan yemek erkeğin cinsel gücüne güç katıyor!..
Günaydın&#8217;da yer alan habere göre, Adana Sıtma Savaş Müdürü Dr. Ahmet Kuytul, yaptığı araştırmayla Türkiye&#8217;nin cinsellik haritasını ortaya çıkardı. Kuytul&#8217;un 25-29 yaşlarındaki erkeklerle yaptığı araştırmaya göre; kırsalda yaşayanların yüzde 20.7&#8217;si, kentlerde yaşayanların ise yüzde 18.8&#8242;i ilk cinsel ilişkiye 19 yaşında giriyor. Yine aynı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://www.buzzul.com/wp-content/uploads/2008/08/parisseks.jpg" alt="parisseks.jpg" class="imageframe" width="470" height="352" /></p>
<p><strong>Dr. Ahmet Kuytul&#8217;un yaptığı araştırmaya göre, patlıcan yemek erkeğin cinsel gücüne güç katıyor!..</strong></p>
<p>Günaydın&#8217;da yer alan habere göre, Adana Sıtma Savaş Müdürü Dr. Ahmet Kuytul, yaptığı araştırmayla Türkiye&#8217;nin cinsellik haritasını ortaya çıkardı. Kuytul&#8217;un 25-29 yaşlarındaki erkeklerle yaptığı araştırmaya göre; kırsalda yaşayanların yüzde 20.7&#8217;si, kentlerde yaşayanların ise yüzde 18.8&#8242;i ilk cinsel ilişkiye 19 yaşında giriyor. Yine aynı araştırmaya göre, patlıcan yiyen erkeğin seks gücü daha fazla oluyor.</p>
<p>EVLİLİK YAŞI BÜYÜDÜ<br />
Araştırmaya göre; Türkiye&#8217;de evlenme yaşı kadınlarda 19.5 iken, bu rakam erkeklerde 23.6&#8230; Araştırma, iki farklı neslin kadınları için de evlenme yaşının büyüdüğünü gösteriyor. Araştırmaya katılan 45-49 yaş arasındaki kadınların evlenme yaşı ortalama 18.4 iken, 25-29 yaş aralığındaki kadınların evlenme yaşı ortalama 20.4&#8230; Yani genç kuşakta evlenme yaşı, bir önceki kuşağa göre iki yıl büyümüş.</p>
<p>EĞİTİMLİSİ BEKLİYOR<br />
Kuytul, kızların Doğu&#8217;da küçük yaşta evlendirildiklerine işaret edip, bu bölgede ortalama evlenme yaşının 18.1 olduğunu söylüyor. Kuytul&#8217;a göre Batı&#8217;da bu oran 19.9&#8230; Eğitimin ilk evlenme yaşını etkilediğini de ortaya çıkaran Ahmet Kuytul; ortaokul ve üzeri eğitimli kadınların, hiç eğitim almayanlardan 6 yıl daha geç evlendiklerini söylüyor. Araştırmaya göre; erkekler için ortalama ilk evlenme yaşı 24 civarında ve bu, her kuşakta değerini koruyor. Ayrıca araştırma, 15-19 yaş grubundaki kadınların yüzde 5.8&#8242;inin hiç eğitim almadığını, yüzde 4.8&#8242;inin de ilkokulu yarım bıraktığını ortaya koyuyor. H2</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.buzzul.com/2008/08/09/patlican-seks-gucunu-arttiriyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Dynamic Page Served (once) in 3.276 seconds -->
<!-- Cached page served by WP-Cache -->
